1 Aralık Dünya AIDS Günü’nde, HIV enfeksiyonu ve hastalığın tedavi yöntemleriyle ilgili önemli bilgiler paylaşıldı. Uzmanlar, hastalığın tedavi edilebilir kronik bir enfeksiyon olduğunu vurguluyor.
HIV’İN BULAŞ YOLLARI VE ÖNLEMLER
HIV enfeksiyonu, ilk olarak 1980’li yıllarda tanımlanmış ve korunmasız cinsel ilişki ile damar içi madde kullanıcılarının ortak enjektör kullanımı gibi yollarla bulaşmaktadır. HIV, her yaş grubunda görülebilmekte olup, gebelik, doğum veya emzirme sırasında anneden bebeğe de geçebilmektedir. Ancak uygulanan modern tedavi yöntemleri sayesinde HIV(+) ebeveynlerden HIV(-) bebekler doğabilmektedir.
HIV TEŞHİSİNİN ÖNEMİ
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tuba Damar Çakırca, HIV enfeksiyonunun erken teşhis edilmesinin hastalıkla mücadelede kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti. Çakırca, HIV tanısı koyabilmek için hastalığın akla gelmesi gerektiğini ve şüpheli durumlarda HIV testi yapılmasının şart olduğunu vurguladı.
BELİRTİLER DİKKATE ALINMALI
Dr. Çakırca, özellikle ateş, gece terlemeleri, lenf bezlerinde şişme, tedaviye dirençli cilt döküntüleri, genç yaşta görülen zona, kronik ishal ve cinsel yolla bulaşan diğer enfeksiyonlar gibi durumlarda HIV ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
MODERN TEDAVİ YÖNTEMLERİ UMUT VERİYOR
Dr. Çakırca, HIV’in artık tedavi edilebilir kronik bir enfeksiyon hastalığı olduğunu ve hastaların düzenli tedaviyle uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürebileceklerini dile getirdi. Uygulanan tedavilerin bulaşıcılığı önlediğini ve HIV/AIDS kaynaklı ölümleri azalttığını belirtti. Ancak, hastalığın henüz bir aşısı bulunmamaktadır.
HIV KONUSUNDA FARKINDALIK ARTIYOR
1988 yılından bu yana 1 Aralık, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Dünya AIDS Günü” olarak kabul edilmekte ve toplumda farkındalık artırılmaya çalışılmaktadır. Çakırca, toplumun HIV hakkında doğru bilgilendirilmesinin ve hastalıkla ilgili önyargıların giderilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.















