Gap’ın başkenti, bereketli toprakların şehri, binlerce yıldır topraklarında tarım yapılan, insanlığın karnını doyuran tarım şehrinin çocukları, bugün başka şehirlere tarım işçisi olarak gidiyor.
Yaşadıkları şehir aslında tarım şehri ama yıllardır izlenen yanlış politikalar nedeniyle, binlerce yıldır ekip biçilen şehirde tarım işi bulamayıp gurbete çalışmaya giden tarım işçilerinin hikayesini anlatacağız bugün sizlere…
Mevsimlik tarım işçilerinin çalışma koşulları giderek ağırlaşıyor. Koronavirüs nedeniyle çalışma koşulları daha da ağırlaşan işçiler, düşük ücretlerle herhangi bir sağlık güvenceleri olmadan çalışmak zorunda kalıyor. Günün ilk ışıklarıyla birlikte kahvaltı yapmadan çalıştıkları tarla ve bahçelerin yolunu tutan işçiler, gün batımına kadar çalışmak zorunda.
ÇOK ZOR ŞARTLARDA YAŞIYORLAR
Tarım işçilerinin çalışma koşulları ise insanlık şartlarının dışında. Tarım işçileri tarlalara kurdukları çadırlarda konaklıyorlar. İhtiyaçlarını yine tarlalarda el yordamıyla kurdukları alanlarda giderecekler. Sağlıksız, hijyenik olmayan ortamlarda yaşayacaklar. Güneşin altında, ağır koşullarda çalışacaklar. Ulaşımı traktör arkasına bağlanan römorklarda ya da küçük servislere onlarca kişi sığmaya çalışarak sağlayacaklar. Yollarda meydana gelen kazalarda ölecekler, kimileri yaşayacak. Saatlerce çalışıp, düşük ücret alacaklar. Çocuklar okullarından mahrum kalacak.
AYAKKABISIZ ÇOCUKLAR
Tarlaların üstüne kurdukları çadırlarda yaşayan ailelerin, okullarda sıralarında olması gereken çocukları ise, zor koşullarda çadır kentte ayaklarında ayakkabı olmadan, çıplak ayakla kimi zaman çalışarak, kimi zaman oyun oynayarak zaman geçiriyorlar.
Aileleriyle birlikte çadırlarda yaşadıklarını ifade eden henüz hayatın farkında olmayan çocuklar, “Burada ailelerimizle birlikte aylarca yaşıyoruz. Burada yaşamak bize zor gelmiyor. Burada arkadaşlarla oyunlar oynuyoruz” dediler.





















