Meteoroloji uzmanları, 2026 yazına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yapılan analizlerde, El Niño etkisinin güçlenebileceği ve buna bağlı olarak küresel sıcaklık artışının hızlanabileceği öne sürüldü. Uzmanlar, geçtiğimiz yıl yaşanan aşırı sıcakların ardından bu yazın daha zorlu geçebileceği uyarısında bulundu.
2025’TEN DAHA SICAK OLABİLİR
2025 yazı, Türkiye genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla kayıtlara geçmişti. Marmara, Ege ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok bölgede termometreler 40 derecenin üzerine çıkmış, kuraklık ve orman yangınları etkili olmuştu.
Uzman değerlendirmelerine göre El Nino’nun güçlenmesi halinde 2026 yaz ortalamalarının 2025’in de üzerine çıkma ihtimali bulunuyor. Bu durumun tarım, su kaynakları ve halk sağlığı üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceği belirtiliyor.
TÜRKİYE DOLAYLI ETKİLENEBİLİR
Pasifik Okyanusu’nun ekvatoral kesiminde deniz yüzeyi sıcaklıklarının artmasıyla ortaya çıkan El Nino, küresel atmosfer dolaşımını değiştirerek dünya genelinde iklimi etkiliyor. Türkiye, okyanusa kıyısı olmamasına rağmen bu sistemden dolaylı olarak etkilenebiliyor.
El Nino yıllarında genellikle daha uzun süren sıcak hava dalgaları, düzensiz yağış rejimleri ve ani gelişen şiddetli fırtınalar görülüyor. Uzmanlar, atmosferik dengesizliklerin artabileceğine ve rekor sıcaklık değerlerinin test edilebileceğine dikkat çekiyor.
DOWNBURST VE DOLU RİSKİ ARTIYOR
Meteoroloji çevreleri, 2026 yazında dolu yağışı ve “downburst” olarak bilinen ani ve yıkıcı rüzgar olaylarında artış yaşanabileceğini belirtiyor. Özellikle sıcak ve nemli hava koşullarının şiddetli konvektif fırtınaları tetikleyebileceği ifade ediliyor.
Sosyal medya platformu X üzerinden hava tahminleri paylaşan Hava Forum hesabı da sıcaklık artışının ekolojik riskler doğurabileceğine işaret etti. Artan sıcaklık ve nemin sivrisinek popülasyonunda artışa yol açabileceği, bunun da halk sağlığı açısından tehdit oluşturabileceği kaydedildi.
Uzmanlar, 2026 yazına yönelik net tablo için önümüzdeki aylarda yapılacak okyanus ve atmosfer gözlemlerinin belirleyici olacağını vurgularken, mevcut projeksiyonların temkinli olunması gerektiğini gösterdiğini ifade ediyor.
















