Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “İnsani, siyasi ve askerî varlığımızla Filistin tarafının garantörlerinden biri olmaya hazırız. Bu konuda hüsnüniyet ve irade sahibi ülkeleri bir an önce bu teklifimizi değerlendirmeye, somut adım atmaya, barışa giden kapıları aralamaya davet ediyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimize taahhüdümüz olan 2053 vizyonumuzun ilk adımı mahiyetindeki bu planın odağında, elbette Türkiye Yüzyılı hedefi vardır. Türkiye Yüzyılı’nda çevreye duyarlı, afetlere dayanıklı, ileri teknolojiye dayalı yüksek katma değer üreten, geliri adil paylaşan, istikrarlı, güçlü ve müreffeh bir gelecek için attığımız bu önemli adımın tekrar hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.
“ÜLKEMİZİ BÜYÜTÜRKEN MİLLETİMİZİN REFAHINI DA YÜKSELTECEK PROGRAMA VE İRADEYE SAHİBİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere vatandaşların hayat konforunu bozan sıkıntıları ortadan kaldıracak politikaları da asla elden bırakmadıklarını belirtti.
Bir yandan istihdamı ve üretimi artırırken diğer yandan enflasyonla da çok yönlü mücadele içinde olduklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomide atılan adımların ve elde edilen neticelerin insanların günlük hayatına yansımalarını görmenin zaman aldığını söyledi.
Türkiye’nin ne büyümesinden taviz vereceğini ne enflasyona teslim olacağını ne de dar gelirliler başta olmak üzere vatandaşlarının mağduriyetine göz yumacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’ın izniyle, bunların hepsinin üstesinden gelecek, ülkemizi büyütürken milletimizin refahını da yükseltecek programa, birikime ve iradeye sahibiz” dedi.
“ÜLKEMİZE VE İNANCIMIZA KARŞI YÜRÜTÜLEN KİRLİ KAMPANYALARA KARŞI TAVIR KOYMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörle mücadelenin de daimi gündemleri ve öncelikleri olduğunu belirterek, kahraman ordunun sınırlar ve ötesinde destan yazmayı sürdürdüğünü söyledi.
Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinden Türkiye’ye yönelik terör tehditlerini, doğrudan kaynağında yok etme esasına dayalı güvenlik konseptini sürekli geliştirerek uyguladıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak ve Suriye’deki görev süresini 2 yıl süreyle uzatan Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi’ne destek veren tüm siyasi partilere ve milletvekillerine teşekkür ediyorum. Tezkerenin kabulü ve yürürlüğe girmesiyle Türkiye’nin terörle mücadelesi her alanda daha da güç kazanmıştır. Elbette tarih, operasyonlarımız neticesinde inlerinden çıkamaz hâle gelen teröristlere, tezkereye ‘hayır’ diyerek can suyu olanları da affetmeyecektir. Bu sadece parlamentoya değil parlamento dışındaki kurumların içerisinde de bunlara destek verenleri affetmeyecektir” ifadelerini kullandı.
“İSRAİL, GAZZE’DEKİ MASUM İNSANLARA KARŞI TARİHİN EN KANLI SALDIRILARINDAN BİRİNİ GERÇEKLEŞTİRİYOR”
Türkiye’nin, Filistin’in davasına sahip çıktığı süreci konu alan video gösteriminin ardından konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin meselesine öncelikle insan penceresinden baktıklarını, diğer bölgelerde olduğu gibi burada da insanı, insan hayatını ve insanı insan yapan kadim değerleri savunduklarını söyledi.
7 Ekim’den bu yana krizin daha fazla büyümemesi için ellerinden gelen her türlü çabayı gösterdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gazze halkının ihtiyaçlarının bir nebze de olsa giderilmesi için, Mısır’daki El Ariş Havalimanı’na şimdiye kadar toplam sekiz uçak dolusu tıbbi ve insani yardım malzemesi gönderdik. Yaralıların tedavisi için 25 sağlık personelimizi ilk etapta yine Mısır’a sevk ettik. Aynı şekilde, kim yaparsa yapsın, İsrailli siviller dâhil, sivilleri hedef alan eylemleri asla mazur görmediğimizi açıkça ifade ettik. Bu ilkeli duruşumuzu dün olduğu gibi bugün de sürdürüyoruz. İsrail devletiyle bir sorunumuz yok ama İsrail’in uyguladığı mezalimi devlet yerine örgüt gibi hareket etme tarzını asla tasvip etmedik, etmeyeceğiz. İsrail, 7 Ekim’den beri Gazze’deki masum insanlara karşı, tarihin en kanlı, en iğrenç, en vahşi saldırılarından birini gerçekleştiriyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında ölenlerin neredeyse yarısı çocuklardan, kalan yarısı da onların anneleri ve aile büyüklerinden oluşuyor. Tek başına bu tablo bile, amacın kendini savunma değil, taammüden insanlık suçu işlemeye yönelik bir vahşet olduğunu göstermeye yeterlidir. Dünyada, sadece çocukları öldürmek için savaş uçaklarıyla gece gündüz şehirleri bombalayan, hastaneleri, ibadethaneleri, okulları, pazar yerlerini, binaları, sokakları ateşe boğan; tanklarıyla, toplarıyla, silahlarıyla bu insanlık dışı eylemi sürdüren başka bir devlet ve ordu bulamazsınız. İsrail’e ve dünyaya sesleniyorum; toplantılar yapıyorlar. Son yaptıkları toplantıda yine bir araya geldiler tüm Batı, Hamas’ı bir terör örgütü olarak görüyor. Ey İsrail, sen bir örgüt olabilirsin. Çünkü bu Batı’nın sana borcu çok ama Türkiye’nin sana borcu yok. Hamas bir terör örgütü değil topraklarını ve vatandaşlarını koruma mücadelesi veren bir kurtuluş ve mücahitler grubudur.”
“ÇOCUKLARIN ÖLDÜRÜLMESİNE ASLA MÜSAADE EDEMEYİZ”
Nazım Hikmet’in şiirinden “Koşuyor altı yaşında bir oğlan, uçurtması geçiyor ağaçlardan, siz de böyle koşmuştunuz bir zaman, çocuklara kıymayın efendiler, bulutlar adam öldürmesin” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bu İsrail ne yapıyor? Çocukları öldürüyor. O çocukların hâlini gördük. Neler yaptıklarını gördük. Biz bu çocukların öldürülmesine, bunların paramparça edilmesine asla müsaade edemeyiz. Çünkü biz insanlıktan nasibimizi aldık. Ben bunu Davos’ta o zamanki başbakanlarına söylemiştim. Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz demiştim. Zira babasının böğrüne sığınmış o çocuğu nasıl kurşunladıklarını biliyoruz. O günden bu yana Davos’a bir daha gitmedim. Ve o gün benimle beraber olan iki arkadaş; bir tanesi de bugün bir siyasi partinin başında bir diğeri de diğer siyasi partinin başında. Onlar da arkamdan geliyorlar. Onların arkasında da yine bizim arkadaşlar; ne diyorlar biliyor musun? ‘İşte şimdi yandık’. Ben öyle dedim ya. İşte şimdi yanmışız. Ne oldu? Yandık mı? Biz dimdik ayaktayız ama siz yandınız. Siz hiçbir şeye yar olmadınız ve olmayacaksınız da. CHP’nin koltuğuna sığınmak size hiçbir şey katmayacak ve katmadı. Biz ise bu yolda evelallah dimdik yürüyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bulutlar üzerinden ölüm kusan savaş uçaklarıyla çocukları öldürenlere, “Siz de böyle koşmuştunuz bir zaman, çocuklara kıymayın efendiler” dediklerini söyledi.
“İSRAİL’E GİTME PROJEMİZ VARDI, İPTAL, GİTMEYECEĞİZ”
Çocukların anne-babalarının, anne-babaların çocuklarının naaşlarına sarıldığı bir dünyada hiç kimsenin huzurla uyuyamayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir dünyada hiç kimsenin kendi geleceğini güvende göremeyeceğini vurguladı.
Hayatında bir kere, Amerika’daki Türk Evi’nde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun elini sıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İyi niyetimiz vardı ama iyi niyetimizi suiistimal etti. İsrail’e gitme projemiz vardı, iptal, gitmeyeceğiz. Eğer iyi niyetle devam etmiş olsaydı münasebetlerimiz farklı olabilirdi ama şimdi maalesef o da olmayacak çünkü iyi niyetimizi de bunlar suiistimal ettiler” diye konuştu.
Gazze’deki anne ve babaların, çocuklarının vücutlarına isimlerini yazdığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ey İsrail bu kafayla bir yere gidemezsin. Yanına ister Amerika’yı al ister başkalarını, istersen Batı’yı al, bir yere gidemezsin. Amerika dünyada adaletle hükmedilmesini sağlamadığı, istemediği için o da kaybedecek. Bütün mesele adil bir dünyanın kurulmasından geçer. Bu İsrail için olduğu kadar, onun katliamlarına destek veren, cesaret veren, engel olmayarak teşvik eden her ülke, her toplum, her birey için de geçerlidir” ifadelerini kullandı.
“TARİH BOYUNCA YERYÜZÜNDE IRKÇILIK YAPMAYAN TEK HALKIZ”
Gazze’de her gün alçakça öldürülen yüzlerce çocuk, kadın, masum gerçeğine sırtını dönenlerin durumunu açıkça konuşma vaktinin geldiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hakikate sırt dönmek veya parçalanan çocuk bedenleri karşısında gözünü kapatıp yaşanan insanlık dışı saldırılara bahane üretmek, Batı’nın kendi kanlı tarihinden devraldığı bir mirastır. Amerika kıtasından Afrika kıtasına, dünyanın önemli bir kısmının hafızasında, bu tavra dair pek çok kanlı iz, acı hatıra, telafisi mümkün olmayan kıyım vardır. Ülkemizin önemli bilim adamlarından merhum Prof. Dr. Erol Güngör, İsrail’in kuruluşundan beri izlediği hastalıklı politikayı ve ona destek verenleri, 1982 yılındaki bir yazısında şöyle tanımlıyor: ‘Hasmının kanlı cesedi üzerine basarak insan hayatının değeri ve cinayetin kötülüğü hakkında nutuk çeken bir katil tarihte yoktur. Başkalarının kendisine zulüm yaptığını vehmederek aynı şeyi onlara yapmaya kalmak, en ağır akıl hastalığı arazlarından biridir.’ Gerçekten de İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları, hem yapanlar hem onu destekleyenler açısından hem katilliğe hem akıl hastalığına delalet eden bir hâldir.”
“TÜM TARAFLAR ELİNİ TETİKTEN ÇEKMELİ, DERHAL ATEŞKES İLAN EDİLMELİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün sırtını dayayarak efelendiği güçler, yarın kendi evlerindeki yangını söndürmek için pılısını pırtısını toplayıp gittiğinde, İsrail halkının güven ve merhamet arayacağı ilk yer, tıpkı 500 yıl önce olduğu gibi yine Türkiye olacaktır. İsrail yönetiminden ve toplumundan istediğimiz, milletimizin asırlara sari bu merhamet duygusunu zedeleyecek tavırlardan uzak durması, barış çağrımıza kulak vermesidir. Dünyanın en eski yerleşimlerini bünyesinde barındıran bu toprakları kana ve ateşe boğan zulmü, bir asır öncesinden başlayarak başımıza saran güçlerin, dün olduğu gibi bugün de çözüm istemediğinin farkındayız. Sorunun sebebi olanlar, elbette çözüm istemez. Kriz ne kadar derinleşirse, dallanıp budaklanırsa, onların çıkarları için o kadar iyidir. Krizin başladığı 7 Ekim’den beri yapılan provokatif açıklama ve eylemlerin altında yatan sebep işte budur.”
İsrail-Filistin meselesinin daha da büyümesinin, bölgeye barış ve istikrarın gelmemesinin, savaşın karanlık gölgesinin Doğu Akdeniz’in üstünden eksilmemesinin, coğrafyanın kaynaklarından bölgede binlerce yıldır yaşayan insanların faydalanmamasının istendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca kan, zulüm ve gözyaşı üzerinde inşa edilen sömürü düzenin sürmesinin istendiğini, buna itiraz ettiklerini dile getirdi.
Bedelini Müslümanı, Hristiyan’ı, Yahudi’siyle tüm bölge halklarının ödediği sömürü düzenini reddettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mescid-i Aksa’nın Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin ortak ibadethanesi olduğunu, ortak ibadethaneye yetkililerin sahip çıkmadığını, bu yetkilileri arayarak uyarılarda bulunduklarını ve “Birlikte sahip çıkma” çağrısını devam ettirdiklerini anlattı.
“TÜRKİYE SORUMLULUK ALMAKTAN ASLA KAÇINMAYACAKTIR”
Ramallah başta olmak üzere bölgede yıllardır süren yerleşimci terörün bir an önce son bulması gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistinlilerin evlerini, arazilerini gasbeden, silahlanıp canlarının istediği sivilleri öldüren ve bunları İsrail güvenlik unsurlarının desteğiyle yapan işgalcilerin suçlarını hiçbir kavramın örtemeyeceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teröristin “terörist” olarak yaftalandığı gibi yerleşimci kılıklı veya asker-polis üniformalı hırsızlara “hırsız”, katillere “katil” denilmediğinde ve bu kişilere bu şekilde muamele edilmedikçe bölgeye huzurun gelemeyeceğini söyledi.
“TÜM VATANDAŞLARIMIZI MİTİNGİMİZE DAVET EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü grup toplantısında, Cumhuriyetin 100. yılıyla ilgili kapsamlı bir değerlendirme yapmayı planladığını ancak Gazze meselesiyle ilgili ülke ve dünya kamuoyuyla paylaşılması gereken mesajların aciliyeti sebebiyle, vakitlerini bu konuya ayırmak mecburiyetinde kaldıklarını belirtti.
28 Ekim’de İstanbul’da yapılacak Büyük Filistin Mitingi’ne kadar bu krizin ateşinin, en azından sönmeye başlamasını ümit ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhur İttifakı olarak yapacağımız bu mitinge, mümkün olan en yüksek katılımı sağlamak istiyoruz. Sadece bayrağımızın ve Filistin bayrağının dalgalandığı bir miting gerçekleştireceğiz. Parti bayraklarının olmadığı, Türk bayrağı ve Filistin bayrağının olduğu böyle bir muhteşem mitingle gerek ülkemize gerek dünyaya mesajlarımızı vereceğiz. Buradan, İstanbul’a yakın şehirlerimizde yaşayanlar başta olmak üzere, tüm vatandaşlarımızı mitingimize davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.















